Randevu Planla

    Çift ve Aile Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık, Cinsel Danışmanlık, Nöropsikolojik Değerlendirme ve diğer psikolojik danışmanlık randevularınız için dilediğiniz zaman arayabilirsiniz.

    İstanbul Uzman Psikolog Bilgilendirme Telefonu:
    0551 186 42 41

    E-Mail:
    [email protected]

    2 sene ago · · 0 comments

    BENİ YANLIŞ YETİŞTİRDİLER…

    BENİ YANLIŞ YETİŞTİRDİLER…

    Oğuz Atay

    Oğuz Atay’ın kahramanı Turgut’un yanlış yaşadığına inandığı hayatı üzerine bir iç muhasebe…

     

    “Beni kötü yetiştirdiler. Annem de, babam da bana gerekli eğitimi vermediler. Yaşamak için demek istiyorum. Bana yaşamasını öğretmediler. Daha doğrusu, bana her şeyin öğrenilerek yaşanacağını öğrettiler. Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler. Ben de kolayca razı oldum bana öğretilen bu yanlışlara.

    İnsan, kendi bulurmuş doğru yolu. Ben bulamazdım. Bana, başkalarına gösterdikleri basmakalıp yolları öğrettiler. Başka türlü bir itinayla tutmalıydılar beni. Daha fazla değil, farklı. Normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. Olmayınca da, anormal dediler.

    Ben de kendimi anlamadım: bütün hayatım boyunca normal bir adam olmaya çalıştım. Arkadaşlarla geneleve gittim, müstehcen romanlar okudum ve sokakta genç kızların peşinden gittim. Hiçbirinde tutarlılık gösteremedim. Bunun üzerine anormal olduğuma karar verdiler. Onlara biraz olsun benzeyebildiğim ölçüde kendimi mutlu sayıyordum.

    Kendimi onlardan ayırmasını beceremedim. Hitler, genel yatakhanelerde işçilerle kalırken bile onlardan ayrı olduğunu hisseder, onlara yaklaşmazmış. Bende böyle bir içgüdü yoktu. Sınıfta toplanıp müstehcen resimleri seyrettikleri zaman, onlardan uzaklaşmak gerektiğini bilemedim. Oysa, onlar gibi hissetmiyordum. Duyduğum bu yabancılığı, onlardan geri kalmak diye nitelendirdim ve nefes nefese onlara yetişmeye çalıştım. Bu bakımdan yakınmaya hakkım yok. Onlar gibiydim.

    Evet, haklıydı akrabalar. Ben, normal olmadığım için anormal olan bir çocuktum. Allah beni kahretsin ve ediyor da. Montaigne, kötü davranışlardan, istemediğiniz için kaçının, diyor: beceremediğiniz için değil. Beni ne güzel açıklıyor. Ben de diyorum ki: Sayın Montaigne ve sizin gibiler! Canınız cehenneme! Sizin haklı olmanız bana hiç bir şey kazandırmıyor. Köşemde kıvrılıp ölüyorum işte. Siz de sevimli akrabalarım kadar yabancısınız bana. Adınız Marki bilmem ne de olsa… Tabii siz gurur duyuyorsunuz düşüncelerinizden.

    ..şimdi bir hayal gücüm olduğunu biliyorum. Benim hastalığım da bu. Hatta iyileşebileceğimi de düşünmüyorum. İyileşmek istemiyorum. Artık bu kadarını ümit edemiyorum. Göğsümde sıkışıp kalmış korkuyu atabilsem yeter bana. O zaman aklım ve bedenim, istediğim gibi uyuşmuş olacak: beni yıpratan bu çelişme sona erecek. Ben de, beni küçümseyen bu kalabalığın gözlerinin içine korkusuzca bakabileceğim. Beni korkutan yaşama içgüdüsünü göğsümden söküp atabilsem, ben de çekinmeden, gururla, kişiliğimi sürdürebileceğim. Şerefli insanların -böyle insanlar olduğundan kuşkuluyum- arasına karışarak, son günlerimi haklarına kavuşmuş bir insanın huzuru içinde bitireceğim. Montaigne ne derse desin, hazin bir durum bu. Oysa, yaşamış olduğum birçok yanlışlığı düzeltebilecektim. Bütün ayak izlerimin üzerinden bir daha gidecektim. Yalnız bir kere yaşanıyormuş…”

    Oğuz Atay eserlerinde bize bizi anlattı. Hepimiz birer ‘tutunamayan’ olsak da nasıl ayakta kalabileceğimizi öğretmeye çalıştı. O kadar yalnız olmadığımızı ve o kadar yalnız olduğumuzu gösterdi. “Kelimelerden önce de yalnızlık vardı kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık…” Öfkesini de aşkını da kelime oyunlarıyla bize yansıtmaya çalıştı.

    “Yalnız yaşayan insanların kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır.”

    -Herkes geçer diyor, geçer mi Olric?

    Herkes ne bilir acımı,

    Herkes ne bilsin acımızı!…

    Yaşar gibi yapmaktan, özlemez gibi yapmaktan,

    İyiymiş gibi yapmaktan, nefes alıp onu içimde tutmaktan,

    O nefeste boğulmaktan sıkıldım.

    Ki nefessizlikten değil nefesten boğulmaktır marifetimiz Olric…

    – evet efendimiz.

    – Bana katıldığını bilmek güzel. arada ses vermen güzel; içimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan…

     

    İyi ki doğmuşsun Oğuz ATAY…

    12 Ekim 1934, İnebolu.

    Uzm. Psk. Özge AKÇAY

    ? Persona Psikolojik Danışmanlık Merkezi –

    ☎️0551 186 42 41

    ?Merkez Mahallesi, Cumhuriyet Meydanı, No:8 Kat:1 Gaziosmanpaşa/ Istanbul .

    Gaziosmanpaşa, Küçükköy, Eyüp ve çevresinde danışmanlık hizmeti almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

    Bireysel Danışmanlık, Çift Danışmanlığı ile alakalı paylaşımlarımı instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

    2 sene ago · · 0 comments

    ÖLÇÜSÜZ AŞK: BUTİMAR KUŞU HİKAYESİ…

    ÖLÇÜSÜZ AŞK: BUTİMAR KUŞU HİKAYESİ…

    Mitolojiye göre Butimar denize aşık bir kuştur. Bakmaya doyamaz; içmeye kıyamaz. Öylesine aşıktır ki denize, birgün biteceğinden ve onu bir daha görememekten korkar.Bu sebeple ona dokunup bir yudum dahi alamaz. Bu ölçüsüz aşk ama onun susuzluktan ölümüne sebep olur.

    Gelin Butimar kuşunun neler hissettiğine, iç dünyasına biraz daha inceleyelim…

    “Sana ve ilişkimize o kadar çok odaklıyım ki sensiz yaşayamam. Senden uzakta olduğum, haber alamadığım her dakika çok önemli bir organımı kaybetmişim gibi hissediyorum. O yüzden burada, hala benimle olduğunu, beni görüyor olmanı hissetmem gerek. Seninle hep iyi olmak istiyorum; sürekli seni memnun etmeye çalışıyorum. Azıcık yüzün asılsa korkuyorum beni artık sevmiyor olmandan, ben, terk edeceğinden… Senin neye ihtiyacın varsa sen nasıl iyi olacaksan ben yapmaya hazırım. Benim ihtiyaçlarım, benim iyi olup olmamam önemli değil; kendimi ihmal edebilirim ben, hiç sorun değil… Yeter ki sen mutlu ol. Sen iyisen ben de iyiyim. Ama senle iyi olmadığımızda hayat çok zor oluyor benim için. Sen yoksan hayatın hiçbir anlamı kalmıyor…”

    Bağımlı Kişi Hangi Duygular İçerisinde Olur?

    Bağımlı ilişki örüntüsüne sahip olan kişiler tıpkı Butimar kuşunun hissettiklerini yaşarlar. İlişkide “bağlı olmak” ve “bağımlı olmak” farklı anlamlara gelmekle beraber çok da karıştırılan bir söylemdir. “Onsuz yapamam.” İfadesi ilişkide bağımlılığı ifade ederken sağlıksız bir duruma işaret eder. Oysa ilişkide çiftler arasında bağımlılık değil bağlılık olmalı… Bu durumu bakın Nazım Hikmet nasıl anlatmış:

    “Hani derler ya

    ben sensiz yaşayamam, diye

    ben onlardan değilim.

    Ben sensiz de yaşarım;

    Ama,

    Seninle bir başka yaşarım.”

                                        Nazım Hikmet

     

    Bağımlı kişi sürekli “Burada mı, beni görüyor mu, ben onun hayatında var mıyım?” kaygısı içerisindedir. Ondan haber alamadığı zamanlarda da bağımlı kişi rahatsız olur ve işini gücünü yapamayacak hale gelip yoğun kaygı içerisinde olur. Yani bütün hayatı kesintiye uğrar. Peki gerçekten burada bir sevgiden mi bahsediyoruz sizce…? Genellikle hayır. Bağımlı kişinin hayatındaki kişi onun için sadece sevgi ‘nesnesidir.’

     

    Bağımlı ilişki Kurma Nedenleri Nelerdir?

    Bağımlılık bir davranış biçimidir ve öğrenilmiştir. Genellikle aile içi ilişkilerden kaynaklanan bir durumdur. Anne veya babasıyla bağımlı bir ilişki geliştiren kişi ‘tek başınalığı’ yeteri kadar öğrenememiştir. Yani kişinin tek başına hareket etme ve karar verme yetisi gelişmemiştir. Bir öteki veya ötekiler olmadan kendini güvende hissetmez bağımlı kişi. Bağımlılık geliştirdiği kişi ile ilişkisi onu tatmin etsin etmesin orada birinin varlığı ona güven verir. İyi hissedebilmek için bir ötekine ihtiyaçları vardır.

    “Hergün kendime söz veriyorum, yarın ona gitmeyeceğim. Fakat ertesi gün yine esaslı bir sebeple ve nasıl olduğunu anlayamadan kendimi onun yanında buluyorum.”

                                                                                                         Goethe-Genç Werther’in Acıları

     

    İlişki Bağımlılığında Çözüm…

    Her zaman olduğu gibi iyileşebilmek için duygularımızı inkar etmemek ve onları olduğu gibi kabul edebilmek gerekiyor. Duygumuzu, yaşadıklarımızı küçümsemek veya kendimizi eleştirmek yerine yaşadıklarımızı kucaklamaya ihtiyacımız var. Yaşadıklarımızın anlamını öğrenip kendimizi tanımamızın ve kendimize hak ettiğimiz değeri verebilmemizin yolu farkındalıkla başlar. Kendimize iyileşmek için zaman vermek; sağlıklı adımları da beraberinde getirecektir.

    .
    .
    .
    .

    Uzm. Psk. Özge Akçay .
    ? Persona Psikolojik Danışmanlık Merkezi –

    ☎️0551 186 42 41

    ?Merkez Mahallesi, Cumhuriyet Meydanı, No:8 Kat:1 Gaziosmanpaşa/ Istanbul .

     

    Bireysel Danışmanlık, Çift Danışmanlığı ile alakalı paylaşımlarımı instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

    Gaziosmanpaşa, Küçükköy, Eyüp ve çevresinde danışmanlık hizmeti almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

     

     

     

     

     

     

     

    3 sene ago · · 0 comments

    Love Bombing-İlişkide Duygusal İstismar

    Love Bombing

    6 Signs You've Been a Victim of Love Bombing - Back to Love Doc

    İlişkilerde sık karşılaştığımız bir manipülasyon yöntemi: Love bombing- Aşk Bombardımanı

    Love Bombing isminin güzelliğine aldanmayın. İş icraata geldiği zaman ciddi olarak insanlara duygusal zarar verebiliyor.

    “Masal gibiydi; ama ne olduğunu anlamadan bitti…”

    Başını döndürecek kadar hızlı bir şekilde hayatının her hücresine sığıyor ve adeta büyülüyor seni. Hani bir ilişkinin başında bulutların üstündeymiş gibi hisseder bunun harika bir ilişki olduğuna ve ileride her şeyin mükemmel olacağına inanır daha sonra da ani bir şekilde yere çakılırsınız ya işte Love Bombing tam olarak bunu ifade ediyor. Love bombing uygulayan kişi; kontrolü ele geçirmek ve karşı tarafın davranışlarını yönlendirmek amacıyla bu şekilde davranır. Bunu gidip planlamaz; geçmiş aile yaşantısına bağlı olarak ‘sevme’ biçimi böyledir onun.

    Peki “Love bombing” işaretleri neler?

    Aşk bombardımanı uygulayan bir insan hayatına girdiği zaman çok hızlı bir sürede yani aslında tanışmanızdan çok kısa bir süre sonra

    • Durmadan mesajlar atar. Sabah günaydın mesajları, akşam iyi geceler, gün içerisinde aramalar sormalar çok fazla olur.
    • Arama ve like yağmurunda bulunur.
    • Hediyeler alır. Hatta birbirinizi yeni tanıma aşamasında olduğunuz zamanlarda dahi pahalı hediyelerle gelebilir.
    • Sonu gelmeyen iltifatlar eder. Hatta bunu başkalarının yanında da yapar. Diyelim ki arkadaşlarınızla birliktesiniz. Bir anda “ Şu güzelliğe bak; bunu sevmeyeyim de kimi seveyim?” gibi sözler söyler.
    • Aşırı korumacı bir yapıda olur; sizi merak eder.
    • Mutluluk vaatlerinde bulunur. Geleceğe yönelik planlar yapar.
    • Sizi tanıyalı kısa bir süre olmasına rağmen hayatının aşkını bulduğunu dile getirir.

    Yani kısaca sizi dünyanın en güzel insanı olarak hissetmeniz için ne yapılması gerekiyorsa yapar. Onunla birlikteyken müthiş tatmin olursunuz; çünkü size çok güzel vakit geçirtiyor; adeta bir prenses-prens gibi davranıyor; aslında sizi gittikçe daha çok manipüle ediyor.

    Aşk bombardımanı…

    Aşk bombardımanı yapan insanlar aslında sizin duymak istediklerinizi söyleme eğiliminde olurlar. Sizi ruh ikizi olduğunuz konusunda ikna etmeye çalışır. Karşısındaki kişinin neyi duyduğunda ona iyi geleceğini analiz eder ve onu söyler. “Bu iş yerin seni hak etmiyor, sen onlara fazlasın; Hayatına giren insanlar sana haksızlık etmiş, sen en güzellerine layıksın…” gibi.  Böyle şeyleri duydukça gevşer, rahatlarsın giderek ilişkiye bağımlı hale gelmeye başlarsın… Geçmişteki hayal kırıklıklarınızı düşünürsünüz; ve dersiniz ki demek ki o yaşadıklarımın bir sebebi varmış, bugünü bekliyormuşum, hayal ettiğim ilişkiye kavuştum… Ama burda dikkat edilmesi gereken konu bu sözler, vaatler, iltifatlar ilişkinin en başında belki de 1 haftalık, 3 haftalık süre içerisinde olan şeyler… Geçmişteki yaralarla birlikte bu tuzağa düşmeye daha çok meyilli olabiliyorsun.

    Bu sevgiye, ilgiye alıştıkça ve artık gerçekten tuzağa düştüğünüzü fark eden –love bombing- uygulayan kişi giderek sizi önemsememeye, sabah günaydın mesajları atmamaya, gün içerisinde aramamaya hatta mesajlarınıza cevap vermemeye başlar. Yani yine –birand- bu sefer önemsenmeme değersiz görülme ve küçük düşürülmeye maruz kalıyorsunuz. Sizden istediğini aldığı için kendini geri çekmeye başlar; hatta terk eder.

    “Her şey çok güzel başlamıştı, bir anda bitti” dediğimiz durum aslında. Kendinizde hata aramaya başlarsınız. Nerede yanlış yapmış olabileceğinizi düşünüyor olacaksınız belki de.  Giderken size sizi artık sevmediğini, bir şeylerin iyi gitmediğini, eskisi gibi hissetmediğini söyleyecek. Bulutlar üzerinden yere çakılma tam olarak…

    Romantizmle love bombing ‘i nasıl ayırt edeceğiz?

    Romantizm ilişkinin ilk 1 ayında da ilgi gösterir, 6. Ayında da ilgi gösterir. Ama love bombing yapan bir insan bir ayda ilgi gösterir üç ayda size resmen bağımlı gibi davranır ve istediği şeyleri yapmadığınız zaman ilgisini çekerek, uzaklaşarak, ortadan kaybolarak sizi cezalandırır.

    Dikkat edilmesi gereken bir nokta da şu ki hızlı gelişen şeylere karşı temkinli olmak gerekir. 1 haftada- 2 haftada size hayatının merkezindeymişsiniz gibi davranıyor, abartılı söz ve davranışlarda bulunuyorsa bu ne kadar gerçekçi olabilir ki? Sizi ne kadar tanıyor ki bu kadar yoğun hisler içerisinde…?  Hızlı olduğu anda şüphelenmek bizim en önemli uyarı işaretlerimizden. Burada korunmanın ana unsuru yavaşlamak. Onun aşırı davranışlarına karşı sınır koymak gerekir. Belki karşınızdaki kişi farkında olmadan da böyle davranıyor olabilir. Ama siz ona sınır koymayıp yavaşlamaz ve onun davranışlarına siz de aynı şekilde yanıt verirseniz sizin için duygusal açıdan yıkıcı sonuçlar yaratabilir.

    Son olarak şunu belirtmeliyim ki;

    Seni aniden seven ve aniden çok nefret eden insanlara karşı temkinli olmanızı öneririm. Çünkü hem yoğun sevginin hem de ani nefretin seninle ilgisi çok azdır.

    Bireysel Danışmanlık, Çift Danışmanlığı ile alakalı paylaşımlarımı instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

    Gaziosmanpaşa, Küçükköy, Eyüp ve çevresinde danışmanlık hizmeti almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

     

    3 sene ago · · 0 comments

    Partneriniz Narsist mi?

    Partneriniz Narsist mi?

    Narsist biriyle mi berabersiniz?

    “Yunan mitolojisine göre dünya üzerinde yaşayan birçok Tanrıdan biri olan Narkissos bir gün bir nehir kenarına gelir. Su içmek için eğildiğinde suda kendi yansımasını görür ve daha önce farkında olmadığı güzelliği karşısında kendine aşık olur. ” Narsist Kişilik…