Randevu Planla

    Çift ve Aile Danışmanlığı, Bireysel Danışmanlık, Cinsel Danışmanlık, Nöropsikolojik Değerlendirme ve diğer psikolojik danışmanlık randevularınız için dilediğiniz zaman arayabilirsiniz.

    İstanbul Uzman Psikolog Bilgilendirme Telefonu:
    -

    E-Mail:
    -

    2 ay ago · · Hayatımın En Mutlu Anıymış; Bilmiyordum.. için yorumlar kapalı

    Hayatımın En Mutlu Anıymış; Bilmiyordum..

    “Kimsenin sana söylemediği şey şu: İnsan mutluluğun tam içindeyken onu nadiren fark eder.” Bir yutkunup yine okuyun aynı cümleyi… “Kimsenin sana söylemediği şey şu: İnsan mutluluğun tam içindeyken onu nadiren fark eder.”

    Çünkü mutluluk çoğu zaman büyük anonslarla gelmez. Kapıyı çalıp “geldim” demez. Daha çok sessizce oturur hayatın bir köşesine. Sabah aceleyle içilen kahvede, gereksiz bir şakaya gülüşte, yolunu ezbere bildiğin bir sokağın güveninde saklanır. Biz ise onu fark edemeyecek kadar meşgul oluruz: bir sonraki hedef, bir sonraki kaygı, bir sonraki eksik…

    Mutluluk

    Mutluyken zihnimiz çalışmaz bu konuda. Analiz etmez, ölçmez, adını koymaz. Çünkü mutluluk düşünmekten çok yaşamaktır. O an, “şu an çok mutluyum” dediğinde bile aslında biraz dışına çıkmış olursun. Fark etmek çoğu zaman geç gelir; mutluluk bittiğinde, geriye dönüp bakınca.

    Sonra bir gün eski bir fotoğrafa bakarsın ya da geçmişten rastgele bir an aklına düşer. O sırada anlarsın:
    Meğer her şey yolundaymış. Meğer o sıradan sandığın günler, bugünün en özlenen anlarıymış. İşte mutluluğun ironisi burada gizli. Yaşarken sıradan.. kaybedince paha biçilmez…

    Belki de bu yüzden mutluluk bir sonuç değil, bir yan etkidir. Doğru insanlarla, doğru anlarda, kendin olmaktan kaçmadığında ortaya çıkar. Onu yakalamaya çalıştıkça uzaklaşır; ama hayatın içine karıştıkça, sessizce seninle yürür.

    Ve belki yapılabilecek tek şey şudur: Her anı “mutlu muyum?” diye tartmadan yaşamak. Çünkü fark etmesen bile, belki de tam şu anda… içindesindir.

    Bir videoda denk geldiğim cümlenin bana çağrıştırdıkları.. 🙏🏽

     

     


    Psikoloji ile alakalı paylaşımlarımı instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

    2 ay ago · · Hamnet Film İnceleme için yorumlar kapalı

    Hamnet Film İnceleme

    Hamnet

     

    Hamnet’i izlerken beklenen o büyük trajedi duygusu hiç gelmedi bana. Gözyaşına zorlayan, acıyı yükselten bir film değil bu. Tam tersine; sessiz, yavaş ve duyguyu taşırmadan anlatan bir hikâye. Bir çocuğun ölümünden çok, o ölümün bir ailede bıraktığı çatlakları izliyoruz.

    Bu yüzden film bir “yas filmi” olmaktan çok, kırılgan bir bağ filmi gibi geliyor bana. Sevmenin, kaybetmenin ve aynı acıyı farklı biçimlerde taşımanın hikâyesi.

    William yalnızca büyük bir yazar değil; babasının beklentileriyle sıkışmış, gitmek zorunda kalan bir adam. Agnes ise doğayla kurduğu bağ sayesinde hayatta kalmayı öğrenmiş, erken kayıplarla büyümüş bir kadın. İkisi de eksik, ikisi de yaralı. Veba geldiğinde hasta olan Juliet olsa da aileden kopan Hamnet oluyor. Ve asıl hikâye tam burada başlıyor.

    Çünkü kayıptan sonra yas birleştirici bir güç gibi anlatılsa da çoğu zaman tam tersini yapar. İnsanlar aynı acıyı yaşar ama aynı yerde duramaz. Biri konuşmak ister, biri susar. Biri suçlu arar, biri kaçacak bir yol. Yas ortak bir olaydır ama deneyimi yalnızdır.

    Agnes’in William’a yönelttiği öfke aslında yalnızlıktan doğar. “Yanımızda değildin” sözü bir suçlamadan çok, acıyı tek başına taşımış olmanın isyanıdır. Çünkü yas, paylaşılmadığında ağırlaşır.

    Film bize yasın yaratıcı bir güce dönüşmesini anlatıyor gibi görünse de, ben bunu bir başarı hikâyesi olarak okumuyorum. Yazılan oyun bir zafer değil; geç kalmış bir temas alanı. Agnes sahnede oğlunu gördüğünde anlam bulmuyor, teselli olmuyor. Sadece ilk kez acıya aynı yerden bakabiliyorlar.Bu yüzden o sahne bir “iyileşme anı” değil, bir buluşma anı.Aynı kaybın içinde nihayet yan yana durabilme anı.

    Hamnet

    Çünkü bazı acılar hemen anlam kazanmaz.Bazı kayıplar ders vermez.Bazıları sadece zaman ister.

    İnsan çoğu zaman yaşadığı şeyin nedenini değil, hayattaki yerini arar. Bu acı nereye ait olacak? Ben bununla nasıl yaşayacağım?

    Hamnet bize şunu fısıldıyor:

    Yas dönüştürmek zorunda değildir.Üretmek zorunda değildir.Güçlendirmek zorunda değildir.Bazen sadece vardır.Ve zamanla iki insanın bakışında ortak bir alan bulur.

    Vedalaşmak her zaman ölüm anında olmaz.Bazı vedalar yıllar sonra, sessizce gerçekleşir.Ve belki de ihtiyaç duyduğumuz şey anlam değil;acının hayatımıza ait olabileceği bir yer bulmasıdır.


    Psikoloji ile alakalı paylaşımlarımı instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

    2 ay ago · · Masal Gibi için yorumlar kapalı

    Masal Gibi

    Masal Gibi…

    Hayat bazen baştan sona gülünç bir kıssa gibi görünür insana; inanılması güç, hatta yer yer ahmakça bir masal… Doğarız, büyürüz, umutlar biriktiririz, hayal kırıklıklarıyla yoğruluruz ve çoğu zaman neyi neden yaptığımızı bile tam bilmeden bir ömür tüketiriz. Dışarıdan bakıldığında bütün bu koşuşturma, bir çocuğun uydurduğu karmaşık ama sonu belirsiz bir hikâyeye benzer. Ciddiyetle sarıldığımız şeylerin yıllar sonra ne kadar küçük kaldığını fark ettiğimizde, hayatın tuhaf bir mizah duygusu olduğunu düşünürüz.

    Ama belki de asıl gülünç olan hayatın kendisi değil, onu hazır bir senaryo sanmamızdır. Oysa insan, her gün attığı adımlarla kendi masalını yazan bir anlatıcıdır. Seçimlerimiz, korkularımız, cesaretlerimiz ve vazgeçişlerimiz hikâyenin yönünü değiştirir. Aynı başlangıçtan yola çıkan iki insanın bambaşka sonlara ulaşması bundandır. Kimisi hikâyesini başkalarının beklentileriyle doldurur, kimisi kendi sesini bulmaya çalışır.

     

    Hayat

    “Acaba bir baştan bir başa hayat gülünç bir kıssa ,inanılmaz ve ahmakça bir masal değil midir ?Acaba ben kendi masalımı yazmıyor muyum?” Diye sorar Kör Baykuş kitabında Sadık Hidayet.

    Sonuçta hayat, ne tamamen anlamsız bir saçmalıktır; ne de baştan yazılmış kusursuz bir hikâye. O, insanın her gün yeniden kalem aldığı, bazen güldüren bazen yaralayan canlı bir masaldır. Ve belki de onu değerli kılan şey, sonunun bilinmemesi ve her satırında bizim izimizin bulunmasıdır.

     

    Psikoloji ile alakalı paylaşımlarımı instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.

     

     

    5 ay ago · · Olgun Aşk ve Love Bombing: Sağlıklı İlişki ile Manipülasyonu Ayırt Etmenin Psikolojik Yolları için yorumlar kapalı

    Olgun Aşk ve Love Bombing: Sağlıklı İlişki ile Manipülasyonu Ayırt Etmenin Psikolojik Yolları

    Olgun Aşk ve Love Bombing: Aradaki Farkı Bilmek Neden Bu Kadar Önemli?

    Günümüz ilişkilerinde duygusal yakınlık, hız ve yoğunluk arasında sıkışmış durumda. Bir yandan “büyük aşk”ın hızlı başlaması romantikleştirilirken, diğer yandan ilişkisel örüntülerde giderek daha sık karşılaştığımız love bombing davranışları kişilerin duygusal bütünlüğünü zedeleyebiliyor. Bu nedenle, olgun aşkın doğal akışıyla, manipülatif bir yakınlık yanılsaması yaratabilen love bombing arasındaki farkları anlamak hem ruh sağlığı hem de ilişkisel iyilik hali açısından son derece önemlidir.

    Olgun Aşk: Zamanla Büyüyen, Köklenen Bir Bağ

    Olgun aşk bir anda oluşmaz. “Bulunan” değil, zaman içinde büyütülen bir deneyimdir.

    Bu tür ilişkilerde yakınlık, karşılıklı emek ve tutarlılık temelinde şekillenir.

    Olgun aşkın özellikleri:

    • Tutarlıdır: Duygular ve davranışlar iniş çıkışlarla değil, dengeli bir şekilde ilerler.
    • Aydınlatır ve ferahlatır: Yanında kendin olabildiğin, duygusal güvenliğin arttığı bir bağ kurarsın.
    • Isıtır fakat yakmaz: Heyecan vardır ama kaygı yaratmaz; riskli yoğunluklar yerine güven duygusunu besler.
    • Koruyucudur: Sınırlarına saygı duyar, seni ortada bırakmaz.
    • İstikrarlıdır: Zamana yayılan bir birliktelik ve davranış bütünlüğü sunar.
    • Paylaşımlar derinleştikçe güçlenir: İlişki geliştikçe duygusal yakınlık artar, sağlıklı bağlanma kök salar.

    Olgun aşk, gösterişli bir başlangıçtan çok, yavaşça büyüyen bir samimiyetin huzurunu sunar. Bu da kişinin hem ruhsal dayanıklılığını artırır hem de ilişkide karşılıklı saygıyla gelişen bir güven alanı yaratır.

    Herkes beni sevmeli mi?

     

    Love Bombing: Yoğun Başlayan, Hızla Sönen Parıltı

    Love bombing, ilişki başında abartılı ilgi, sevgi ve yakınlık göstererek karşı tarafta hızlı bağlanma yaratmaya çalışan manipülatif bir davranış örüntüsüdür. Genellikle duygusal manipülasyonun ilk adımı olarak görülür.

    Love bombing’i ayırt eden temel özellikler:

    • Görkemli ve cezbedicidir: Havai fişek etkisi yaratır; hızlı, yoğun, parlak.
    • Hızlı bağlanma yaratmayı hedefler: Kişiyi kısa sürede etkisi altına almak ister.
    • Tutarsızdır: Başlangıçtaki yoğun ilgi bir süre sonra keskin şekilde azalabilir.
    • Karanlık ve boşluk hissi bırakır: Yoğun ilginin ani kesilmesi kişi üzerinde değersizlik ve kafa karışıklığı yaratabilir.
    • Sınırları aşabilir: Abartılı ilgi çoğu zaman kişisel sınırlara saygısızlık içerir.

    Havai fişek nasıl parlayıp bir anda sönerse, love bombing de aynı şekilde önce büyüleyici bir ışık, ardından karanlık bir boşluk bırakabilir.

    Aşkın Temeli: Tutarlılık ve Karşılıklı Emek

    Gerçek bağ, tutarlılık üzerine kurulur.

    Büyük sözler, yoğun duygusal gösteriler ya da ani yakınlıklar bir ilişkinin sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Asıl önemli olan, davranışların zaman içinde aynı özen ve açıklıkla devam etmesidir.

    Aşk bir yolculuktur; hız değil, yön önemlidir.

    “Aşk bulunan değil, büyütülen bir şeydir” bakış açısı, ilişki dinamiklerine daha bilinçli yaklaşmayı sağlar. Bu farkındalık sayesinde:

    • Love bombing’i başlangıçta fark edebilir,
    • Duygusal manipülasyonlardan kendinizi koruyabilir,
    • Kendi duygusal ihtiyaç ve sınırlarınızı daha net tanıyabilir,
    • Daha olgun ve güvenli ilişkilere adım atabilirsiniz.

    Sonuç: Duygusal Olgunluk Bir Güç Kaynağıdır

    Olgun aşk, kişinin kendisiyle ve karşısındakiyle kurduğu sağlıklı bağın doğal bir sonucudur. Aşkın emekle büyüdüğünü, tutarlılık ve saygıyla güçlendiğini bilmek ise duygusal olgunluğu artırır. Duygusal olgunluk arttıkça hem ilişkilerde daha sağlıklı seçimler yapabilir hem de sizi manipülasyona açık hale getirebilecek boşlukları kapatabilirsiniz.

    Unutmayın:

    Aşk aceleye gelmez. Güven, zaman ister. Sağlıklı bağ, tutarlılık ister.

     

    Psikoloji ile alakalı paylaşımlarımı instagram hesabımdan ulaşabilirsiniz.